19.BÖLÜM
Yeraltının derinliklerinde, karanlık ve ölüm sessizliği içinde Nathan Drake, ağır adımlarla ilerliyordu. Arkasında tuzaklarla dolu tüneller, önünde ise Avery’nin lanetli hazinesi... Ama artık altın umurunda değildi. Yanında, en büyük hazinesi vardı: Elena Fisher.
Elena, el fenerini Nathan’ın yüzüne doğru tuttu. “Yine ölümün kıyısında dans ediyorsun,” dedi gülümseyerek, ama gözlerinde endişe gizlenemiyordu.
Nathan derin bir nefes aldı. “Bu sefer son, söz veriyorum.”
Elena başını salladı. “Bu sözü daha önce de duymuştum.”
İkisi birlikte, Avery’nin çürümüş hazinesinin önünde durdular. Altın parıltısı bile artık cazibesini kaybetmişti. Etraflarındaki iskeletler, açgözlülüğün neye mal olduğunu anlatıyordu.
“Elena,” dedi Nathan yavaşça. “Bu kadar şeyden sonra… hala yanımda olduğun için…”
Kadın elini onun eline koydu. “Seninle her yere geldim, Nate. Ama artık eve dönelim.”
Geri dönerken, Nathan bir kez daha arkasına baktı. Avery’nin çöküşü, onun uyanışı olmuştu. Hazineyi değil, hayatını seçmişti. Ve o hayat, Elena ile birlikteydi.