SUPHİ KANER | Beni Yeşilçam öldürdü | Çocuklarım yapımcılar yüzünden yetim kaldı |

Опубликовано: 19 Апрель 2026
на канале: MegaStory
4,340
71

Ayrıcalıklardan yararlanmak için bu kanala katılın:
   / @megastory42  
#yeşilçam #sinema #nostalji #sondakika #haber #gündem #güncel #magazin #fragman #dizi #film
Suphi Kaner, bir yandan okuluna devam ederken, bir yandan da evin geçimine katkıda bulunmak için ilk olarak karamela satıcılığı, sonra okul tatillerinde ayakkabı tamirciliği ve ayakkabı boyacılığı, elektrikçilik ve marangozluk gibi işlerde çalıştı. Şehzadebaşı’nda yer alan Ferah ve Turan sinemalarında fıstık ve gazoz sattı. O yıllarda oyunculuğa gönül vermiştir. Yazarlığı da vardır Suphi Kaner’in. Hikâye ve şiir yazar. Yazdığı hikâyeleri yayınlatmak üzere götürdüğü gazetenin yazı işleri müdürü, “Bununla para kazanamazsın. Gel en iyisi gazete sat” der ve Suphi Kaner o işi de yapar. Sonra yine bir sinemada yer göstericiliği yapmaya başlar. 1946 yılında Eyüp Halkevi’nde sahneye çıkar, “Süt Kardeşler” ve “Mozambik” revülerinde oynar. Kendine güveni gelen Suphi Kaner, yeşilçam’a giderek öncelikle kamera arkasında ücret almadan çalışmaya başladı. Film yazıhanelerinde senaryoları inceledi film ekipman ve cihazlarını öğrendi. Yeşilçam’ın ‘hamallığını’ yapmaya başlamıştır. Kısa bir süre sonra Fikret Hakan ve Öztürk Serengil ile tanışarak sinema dünyasında çevre edinmeye başladı. Fikret Hakan ve Öztürk Serengil en yakın dostlarıdır. Ya kahvelerde ya da Fikret Hakan’ın annesinin evinde yatmaya başlarlar. Her gün beş parasız oyuncu kahvelerinde iş bekliyorlardır ve o iş bir türlü gelmiyordur. Fikret Hakan’la birlikte “Sahne 8” adlı bir tiyatro grubu kurup, turnelere çıkarlar. Zamanla Fikret Hakan da Öztürk Serengil de Suphi Kaner de, yaşadıkları çileli ve yoksul günlerden sonra, Yeşilçam’da ‘dikiş tutturur’lar. Suphi Kaner başrollerde oynamaya başlar. Halktan, sevimli tiplemeleriyle sevilen bir komedyen olarak ünlenir. Artık günlerce film teklifleri beklemiyor, setten sete koşuyordur. «Benzincinin Aşkı Üsküdar İskelesi», «Gol Kralı», «Çocuk Hırsızı» gibi filmlerle adı artık unutulmayacaklar listesine girmiştir. Suphi Kaner, üç yıl sözlü, üç yıl nişanlı durduğu Ender hanım ile 1959 yılında evlendi. 9 Eylül 1961 tarihinde Aşkın (kız), Taşkın (erkek) ikiz çocukları dünyaya geldi. rtık sadece eşi ve ikizleri vardır hayatında. Onlar için yaşıyor, onlar için daha çok çalışıyordur. Fakat Yeşilçam acımasızdır. Zamanla diğer yüzünü göstermeye başlar. Yaşadığı yoksul ve çileli geçmişin yarattığı tahribat yakasını bırakmamış, taşıdığı izler, yaşadığı hayal kırıklıkları sürekli yalnızlığa ve bunalıma itmiştir Suphi Kaner’i. O da birçok meslektaşı sanatçı gibi, örnekse Yıldırım Önal, Cahide Sonku, Tugay Toksöz gibi dostluğu içkide aramıştır en paralı, en yoksul günlerinde de. Yeşilçam’ın sevimli güldürü ustası bunalıma girdiği günlerde iki kez intiharı denemiştir. Alkolle sorunu olduğu için setlerde de ‘sorunlar’ yaşıyor, film şirketleriyle arasında anlaşmazlıklar çıkıyordur. Anlaşması olduğu halde filmi yarım bırakır ve çekimlere gitmez. Bunun üzerine Nevzat Pesen, işi aksattığı ve şirketi zarara uğrattığı için Suphi Kaner’i, Prodüktörler Cemiyeti’ne şikâyet eder. Prodüktörler Cemiyeti de 1963’ün Haziran ayında bir bildiri yayınlayarak tüm film şirketlerine gönderir ve Suphi Kaner‘e “iş verilmemesini rica eder. Bu boykottan sonra sinemamızın önemli ve yetenekli aktörü Suphi Kaner en verimli günlerinde, işsiz kalmıştır. Kırgın ve küskündür.
Ölümünden birkaç gün önce ziyaret ettiği Ses dergisinde yaptığı söyleşide şunları söyler: “Yeşilçam’a geldiğim gün on beş liram vardı, işte şimdi on liram var. Ama ben o film prodüktörleri için hayatımı, kanımı, canımı verdim. Onlar benim iş hürriyetimi tahdit etmek cesaretini nereden buluyor? Bu insan haklarına aykırıdır, insan haklarını çiğnemektir. Fakat onlara göre ben ‘insan’ değilim ki. Prodüktörler Cemiyeti beni halktan ayırmak istiyor. Otuz milyon seyircinin tebessümlerini çalmaya kimsenin hakkı yok! Beni öldürmek istiyorlar, ama ben bile öldüremiyorum. İki defa intihar ettim, ölmedim.” Bu sözleri söylerken gözlerinden yaşlar boşanır Suphi Kaner’in. Sakinleşince sürdürür konuşmasını: Kahvecimize limonata ısmarladık, «Buzlu olsun, ama çok soğuk olsun, içim yanıyor» dedi. İki bardak limonata içti. Bafra sigarası yaktı, ikram etti bize de, «İfademi, savunmamı almadan beni mahkum ediyorlar, itibarımı kaybettim, “Türkiye’deki bütün kameraları sırtımda taşıdım. 18 yılda bu hale geldim. Hamalı aktör diye karşılarında görmek ağır geliyor. Aktör’ün cemiyeti, sendikası yok. İki çocuğuma dua etsinler, şimdi daha temkinli, daha efendice mücadele edeceğim.Hep güldüren ve hüzünlendiren sempatik aktör, “kötü” adam rolünde seyircilerinin karşısına çıkmak istemez. Fakat Yeşilçam ve insanlar acımasızdır. Duyarlı ve içine kapanık aktör dişiyle, tırnağıyla mücadele ederek, yoksulluklarla, çilelerle boğuşarak geldiği yerde onurlu mücadelesini sürdürmek istemiştir yalnızca. O da birçok ‘benzeri’ gibi yalnızdır, kırgın ve küskündür. Türk sinemasının güldürü ustası, sempati
#fatmagirik #yeşilçam #aktör