Hukukun dışına çıkmaktan söz edilebilmek için önce hukukun varlığının kabul edilmesi gerekir, çünkü hukuk yoksa hukuk-dışı olandan söz edilemez.
Devletin varlığı için güç gerekir, bekası (süreklilik ve kalıcılığı) içinse yasa ve yasanın eşit ve adil olarak uygulanması.
Eskiden devletin yasadışı olarak şiddete başvurması hukukun sınırları dışına çıkması anlamına gelirdi. Oysa bugün hukukun kendisi bir şiddet aparatına dönüşmüş durumdadır. Daha önceleri iyi-kötü bir hukuk olduğundan pekala devletin hukuk dışına çıktığı söylenebiliyordu. Şimdi devletin hukuk dışına çıkması veya yasadışı olarak şiddete başvurması gerekmiyor, çünkü artık ortada, ne dışına çıkılabilecek bir hukuk var, ne de yasadışı şiddet.
Bu olağanüstü durumun olağanlaşması demektir. Örfi idare (sıkıyönetim) yerine saltık anlamıyla idare veya yönetim demek artık yeterlidir.
Birarada yaşama anlamında siyasal birliğin teminatı olarak toplumsal sözleşme büyük ölçüde çözülmüş görünmekte, çünkü artık yönetmek şiddet uygulamak (siyaset etmek), yönetilmek şiddete maruz kalmak (siyaset edilmek) anlamı taşımakta.
Ne denli farkındasınız bilmiyorum ama toplumsal gerçekliğimiz buharlaşıyor.
Not: Söyleşileri sürdürebilmek için desteklerinizi bekliyoruz, lütfen kanalımıza "abone" ve "üye" olmayı unutmayınız!
Katıl butonu için:
/ @ducanecundiogluresmikanal
Düzenli dersler için:
https://felsefedersleri.com