Avcı (1997) Filminde Aldatma,Sevişme,Erotikçe Arzulama,Entrika..Hangisi gerçek ?

Опубликовано: 02 Январь 2026
на канале: SpecialtyArt
1,731,409
298

Avcı Film izle - Yönetmen: Erden Kıral / Görüntü: Jürgen Jürges / Senaryo: Osman Şahin / Müzik: Arto Tunçboyacıyan / Oyuncular: Jale Arıkan (Zala), Fikret Kuşkan (Avcı), Ahmet Uğurlu (Çolak Osman Bey), Erol Demiröz (Erkek anlatıcı), Tomris Oğuzalp (Kadın anlatıcı).
Erden Kıral'ın "Raşomon"u

MANTIĞIMIZ ve içgüdülerimiz, tarih ve söylence, gerçekler ve yalanlar, yaşam ve sanat, kadın ve erkek... Birbirinin karşıtı olmadıkları halde çelişen, kimi zaman dolanıp düğüm olan, koparılıp ayrılan kavramlar... İnsan, ta içinde duyumsadığı ama aralarındaki çelişkileri giderip düzene koyamadığı duygularını toplumsal kurallar uyarınca bastırır. Bir gün, uygun ortam oluştuğunda, dışavurulacaktır bastırılan her duygu: Şiddet, hırs, arzu... Hem de en istenmeyen biçimde, en çok kaçınılması gereken sonuçlara yol açarak.
Güzel ve gizemli, bereketli ve ürkütücü bir ormanda geçer "Avcı" öyküleri. Yağmurla beslenmiş topraktan fışkıran nemli yeşillik, başları görünmeyen kayınların gövdelerine tırmanıp dallarından sarkar. Yaprakları rüzgarla aralanıp günışığına geçit veren bu kayınlar yürüyen ağaçlar mıdır? Dalları arasında ağlayan kuşlar mı barınır? Orman, dokunulmamış doğal örtü. Belki de insanın düşgücünde, kötülükleri uğursuz sayılan simgelerde, cadı sanılan yaşlı kadınlarda, tehditkar dersler veren masallarda somutlaştıran bir özgürlük ortamıdır.
"Avcı" öyküsünün iki versiyonu var. Her ikisinde de Çolak Osman Bey ile orunu nedeniyle evlendirilen yörenin en güzel kızı Zala'nın ormanda yolculuk ederken, yakışıklı bir avcıyla karşılaşmaları anlatılıyor.
Yaşlı adamın anlattığı ilk öyküde, genç ve güzel iki insan, kadın ve erkek olduklarını anımsar, birbirlerine saldırırcasına sarılmak, şiddetle şehvetle birleşmek için kaynağı her ne olursa olsun kuralları hiçe saymayı göze alırlar. Karısını sınamak, belki de bir koca olarak yetersizliğinin bilincinde olduğu için onu bir süre özgür kılmak uğruna, avcının ellerini bağlayıp Zala ile sevişmesine göz yumar Bey. Ama kıskançlık ve sahiplenme duygusu üstün gelir. Onlara saldırır ve kendisinin yol açtığı durumun öfkesini avcıdan çıkarır. Kadın her iki erkeğin de arzularının nesnesi olur. Önce sevmediği, sonra sevdiği ki erkeğin isteklerine boyun eğer ve ağır bir bedel öder karşılığında.
İkinci öyküde, avcı şehvetten gözü dönmüş yarı deli bir serseri, Bey ise paraya doyamamış açgözlü ve onursuz birer kişilik olarak belirirler. Zala, güçlü iradeli, gururlu bir kadın olarak kendisini hiçe sayıp küçük düşüren kocasından, sonra ona tecavüze yeltenen avcıdan intikam alır.
Ünlü yazar Osman Şahin'in senaryosunu yazdığı "Avcı", Akira Kurosawa'nın bir Japon klasiğinden uyarladığı "Raşomon"un, Anadolu versiyonu olarak nitelendirilebilir. Filmin geçtiği mekan, kişilikler, konu ve temalar aynı. Bir başka ilginç benzerlik her iki filmin de yönetmelerinin tutumunda. Kurosawa'nın "Ran"da çok belirgin olduğu gibi bir Shakespeare yapıtını (Kral Lear) `Japonlaştırması' gibi, Erden Kıral da sanki bir Japon yapıtını `Anadolululaştırıyor'. İnsanın doğasını, duygu ve tutkularının ne coğrafyaya ne de zamana göre belirlenmediğini ve temelde hep aynı olduğunu, aynı kaldığını, şiddet ve cinselliği temel içgüdüler sayan Freudyen bir yaklaşımla ortaya koyuyor. Folklorik motiflerle bezeli olması, bataklık ve ormanda geçmesi filme egzotik bir hava vermekle birlikte ön planda insan var. Doğaüstü betimlemeler, bir tür doğa determinizmi yanılsaması yaratsa da aslında, mekan yalnızca yazının başında değinilen, çelişen kavramların, bastırılan duyguların ortaya çıkmasına aracı olmaktan daha etkin değil.
Filmin etkileyici biçeminde yönetmen kadar oyuncuların da payı var. Her birinin rollerinin gerektirdiği tutkuyla donandıkları belli. Jale Arıkan'ı, birkaç yıl önce, İstanbul Kısa Film Günleri'nde, Avusturya yapımı "Night Bus / Gece Otobüsü" adlı filmde izlemiştik. Farklı ve çarpıcı fiziği kadar oyun gücüyle de dikkat çeken Arıkan, Zala rolü için isabetli bir seçim. Ahmet Uğurlu,ölçülü ve kıvamında bir oyun sergilerken Fikret Kuşkan biraz taşkın bir enerjiyle oynuyor.