1977'de eğlenmek için gittiği gece kulübünde arkadaşlarının ısrarıyla sahneye çıkarak 'Batsın Bu Dünya'yı seslendirdi ve Dönemin en popüler kulübünün sahibi İlhan Feyman' dan teklif alarak, sahnelere adım attı.
Sahne adını, Norveç'in Bergen şehrinden etkilendiği için Bergen olarak seçti.
Daha sonraları gelen teklifler üzerine Adana'da sahne aldı. Adana da mekanın en ön masasına Bergenin sahne aldığı her gün aynı adam gelmeye başlamıştı. Kendisi gelemese mutlaka çiçekleri geliyordu. Bergen çiçekleri gönderen adamın kafasına atmaktan hiç çekinmedi.
Fakat Halis isimli adam yılmadı, "beni tanısan çok seversin" yazılı çiçeklerini göndermeye devam etti. Bir süre sonra çiçeklerin sahibine kayıtsız kalmak istemedi, bir şans verdi ve görüşmeye başladılar. Bir gün Belgin'in sahneden kazandığı parayla taksitle aldığı arabası yandı. Halis "üzülme, ben sana yenisini alırım" dedi. Belgin bu şefkatli yaklaşıma daha da teslim oldu.
Çok sonradan öğrenecekti taksitle aldığı arabasını yakan adamın bizzat Halis olduğunu. Hayranlıktan doğan bir aşk başlamış gibi görünüyordu, bir sorun yoktu. Halis Belgin'i evlenmeye ikna etti, nikah masasına oturdular. Halis halihazırda zaten evli ve çocuklu bir adamdı, zaten nikah da memur da sahteydi.
Halis'in eşinden boşanmasından sonra yeniden birlikte olmaya karar verdiler. Bu kez gerçek bir nikah kıyıldı ama tek şart Belgin'in artık sahneye çıkmamasıydı.
Belgin zaten dünden razıydı evinin kadını olmaya ama düşündüğü gibi huzurlu bir yuvası olmayacaktı. Birbiri ardına gelen şiddet olayları başlamıştı ve sonu gelmiyordu. Belgin karar verdi, bu evi artık terk etmesi gerekiyordu.
Bergen'in İzmir'de sahneye çıktığını duyan Halis "benimle evliyken sarhoş doyuramaz" diyerek korkunç bir plan yaptı. İzmir'deki adamına gazinoya giderek Bergen'in üstüne kezzap dökmesini söyledi. Azmettirici Halis Serbes'in kezzap attırmasından sonra Bergen'in iki gözü de hasar gördü, vücudunun büyük bir bölümü yandı.
Tedavisi tamamlandıktan bir süre sonra gazinocuların ikna etmesiyle yeniden sahnelere çıkmaya başladı Bergen. Bu sefer "Acıların Kadını" albümüyle daha da ünlenmiş, Altın Plak ve Altın Kaset ödüllerini arka arkaya almıştı. Bu arada bir de sahnede bıçaklanma olayı var Bergen'in. Konser için Adana'dayken gazinonun fotoğrafçısı tarafından bıçaklandı. Herkes bu olayın Halis tarafından yapıldığından emin olsa da Bergen inkar etti. "Hayır bu gazinocular arasındaki bir olay, onunla ilgisi yok. Benim şanssızlığım o an sahnede olmaktı" dedi.
Halis cezaevindeyken resmi olarak boşandılar ancak hapisten çıktıktan sonra yeniden birlikte olmaya başladılar. Bergen'in yaptığı en büyük hatalardan biri yüzüne kezzap attıran adama yeni bir şans vermesi oldu belki de.
Halis Serbes'in iddiasına göre kendisi hapiste yatarken Bergen onu ziyarete bile gelmişti.
"Yıllar Affetmez" şarkısıyla yeniden ortalığın tozunu attırıyordu Bergen. Yükselişi artık engellenemiyordu. İsmi Bülent Ersoy'dan, İbrahim Tatlıses'ten sonra gelen ilk isim olmuştu artık.
Halis'le artık ipler tamamen kopmuştu. Gördüğü şiddetin sonunun gelmeyeceğini ve bu yolun sonunda en ufak bir mutluluk olmayacağını fark etmişti Bergen. Sahneler artık onun tek mutluluk kaynağıydı.
Zaten gittiği her yere de annesiyle gidiyordu. Tıpkı yine bir gün Mersin'e konsere gideceği gibi...
Bergen ve annesi yola devam ederken, sabah 04:00 sularında karınlarını doyurmak için yol üstünde bulunan bir restoranda durdular. Halis ilk önce Sabahat Hanım'a "sana ölümü tattırayım mı?" dedikten sonra üç el ateş etti. Sabahat Hanım yaralandı ama birazdan kızının altı el kurşunla öldürüleceğini görmek o yaralar kadar acıtmadı vücudunu. . .
Bergen hasta ve cani bir adam tarafından işte bu şekilde katledildi. . .