İFADE HÜRRİYETİ VE SÜRGÜN - BENSENO

Опубликовано: 06 Апрель 2026
на канале: Raindrops TV
1,200
161

Suçlar, farklı hukuk sistemlerinde belli kriterlere göre tasnif edilir. Bu tasniflerden biri de “adi” ve “siyasi” suç ayrımıdır. Adi suçların cezalarının çeşidi, infaz usulü ve süresi ülkeden ülkeye ya da dönemden döneme değişir. Tarihte İngilizlerin mahkûmları Avustralya’ya ve Fransızların Guyana’ya göndermeleri gibi istisnalar görülse de sürgün cezaları çoğunlukla adi suçlulara verilmez, ekseriyetle siyasi mahkûmlara tatbik edilir.

Bir hareket hâline gelememiş ve taraftar toplayamamış fikirler genellikle zararsız kabul edilir. Demokratik ülkelerde bunlar fikir ve ifade hürriyeti kapsamında değerlendirilir. Şiddet ihtiva etmeyen gösteriler, yürüyüşler ve mitingler de hukukun işlediği memleketlerde ifade hürriyeti çerçevesinde değerlendirilir. Tarih boyunca insanlık nelerin temel insan hakkı olduğu üzerinde düşünmüş ve belli kıstaslar getirmiştir. Bu kıstasların başında, diğer vatandaşların mal, can ve namuslarına zarar vermemek gelir.

İdarede olan kimselerin yoldan çıkmamaları için trafik işaretleri benzeri, düzenleyici sistemler geliştirilmiştir. Montesquieu bu fikrî altyapıyı, “kuvvetler ayrılığı” şeklinde ifade etmiştir. Kanun koyan idareci olmasın, idareci olan muhakeme edemesin, böylece bir yol kazası yaşanmasın istenmiştir. Bu maksatla ülkeler kendilerine birer anayasa hazırlamışlardır. Hususen Batı ülkelerindeki modern demokrasiler, bu düşünce temelinde şekillenmiştir. Ancak zamanla icra ile mükellef olan bazı yetkililer, gücün esiri olmuş ve hırslarına kurban gitmişlerdir. Tek adam rejimleri ve diktatörlükler böyle ortaya çıkmıştır. Sonuçta kanunların tatbiki işine de karışmaya başlamışlardır.

Hukukun üstünlüğüne saygı duyulmayan bir ülkede muhalifler, muktedirler tarafından önce görmezden gelinirler. Fikirlerini ifadeye devam ederlerse itibarları zedelenmeye çalışılır. Taraftar toplamaya devam ederlerse kendileri ve takipçileri ikaz ve ihtar edilirler. Bundan da bir netice alınmazsa, rüşvetle veya makam teklifiyle itaate davet edilirler. O da işe yaramazsa mallarını, makamlarını, hatta canlarını kaybetmekle korkutulurlar. Bütün bu adımların atılmasına rağmen muhalif fikirlerin temsilcileri geri adım atmazlarsa dozajı her geçen gün artacak şekilde bir baskı ve sindirmeyle yüz yüze kalırlar. Halkın önünde küçük düşürmeye çalışılır, hakaretlere mârûz kalırlar. Taraftarlarının, hatta diğer mahkûmların onlarla iletişime giremeyeceği biçimde hapishanelere atılırlar. En sonunda infazlarının meşruiyeti için şeytanlaştırılmaya çalışılırlar.

Hapse atarak halktan tecrit edilir, bazen de iktidarın merkezinden uzak yerlere sürgüne gönderilirler. Söz gelimi İngilizler Avustralya’yı sürgün yeri olarak kullanmışlardır. Diğer bir sürgün tarzı da zor ulaşılacak yerlere göndermedir. Bu tür sürgüne bir örnek, deyimlere de konu olmuş Fizan’dır. Rusya’da Sibirya yine böyle bir misaldir. Bazen adalara da zindanlar kurulur. Türkiye’de Yassıada, Yugoslavya’da Goli otok, Amerika’da Alcatraz gibi adalar buna misal olarak verilebilir. Muhalifleri sindirmek için devlet idaresinin yakınına da hapishanelerin inşa edildiği görülür.

Mücadelesini sürdürürken sosyal hayattan ve taraftarlarından tecrit edilen fikir insanlarının, bir noktadan sonra hicret etmekten başka yapacakları bir şey kalmaz. Çoğu zaman bütün dünyalığını bir bavula sığdırıp o çok sevdiği, güzel günler göreceği umuduyla hizmet ettiği ülkesinden ayrılmak mecburiyetinde kalır. Bir daha geri ya döner ya dönmez. Hak ve hakikatin peşindeki fikir mimarlarının, çoğu zaman hapis veya sürgün edildikleri, başka ülkelere gizli veya açıktan göç etmeye zorlandıkları görülür. Bazen muktedirler, bu insanların ülkeden ayrılmalarına ses çıkarmazlar. Memleket dışında olduklarında onlara göre zararsızdırlar.

İslam tarihi, İmam Rabbanî’den Ahmed b. Hanbel’e, İmam Ebu Hanife’den Üstad Bediüzzaman’a kadar binbir zorlukla fikir mücadelesi veren ve değişik çileler çeken isimlerle doludur. Aslında bu fikir çilesi, sadece İslam tarihiyle de sınırlı değildir. Sokrates’ten Puşkin’e kadar birçok fikir insanı da benzer kaderleri yaşamışlardır. Gerçek düşünce insanları, şiddete tevessül etmemiş, mücadelelerini fikrî ve hukukî sahanın dışına taşırmamışlardır.

-------------------------------------------------------
SPONSORLUK VE İŞBİRLİĞİ İÇİN:
[email protected]
-------------------------------------------------------
KANALA BAĞIŞ - PAYPAL:
https://www.paypal.com/donate?hosted_...
  / raindropstv  

KANALA ÜYELİK :
   / @raindropstv  
---------------------------

--------------------------
KANALLARIMIZ:
RAINDROPS:    / @raindropstv  
HAYAT :   / @raindropstvlive  
ÇOCUK :   / @raindropstvkids  
MÜZİK :    / @raindropstvmusic  
DRAMA :    / @raindropstvdrama