PAYLAŞIM YAPARKEN DİKKAT!

Опубликовано: 07 Апрель 2026
на канале: Arz-ı Hal
71
9

Tarihler 9 nisan 1948 yılını gösteriyordu. Bir gece vakti Siyonist paramiliter çeteler, Kudüs yakındalarında bulunan Deyr Yasin köyünde 107 Filistinliyi öldürdüğünde, Araplar uzun süre bu olaya nasıl bir tepki vereceklerini tartıştılar. Arap Birliği’nin ön ayak olmasıyla katliamın bütün detaylarıyla dünya kamuoyuna duyurulmasına karar verildi. Hatta katliamın aşırı şekilde abartılması, ölü sayının çok fazla gösterilmesi, saldırılara tecavüz gibi ayrıntıların eklenmesi mantıklı bulundu. Böylelikle Siyonistler kınanacak, uluslar arası arenada da Filistinliler lehine büyük bir kampanya başlayacaktı. Karar aynen uygulandı. BBC başta olmak üzere uluslar arası basın, açıklamayı dünyaya duyurdu. Haberler yayınlandıktan sonra hiç beklenmedik bir gelişme yaşandı. Deyr Yasin civarındaki bütün Filistin köyleri birkaç gün içinde tamamen boşaldı. Yeni bir katliamdan korkan binlerce insan bölgeyi terk ederek daha güvenli yerlere taşındı. Yani siyonist çeteler tek kurşun atmadan onlarca Filistin köyünü ele geçirmiş oldu. Deyr Yasin sonrası yaşanan bu süreç, özellikle askeri açıdan rakibinden daha zayıf tarafların, medya üzerinden yapmaya çalıştığı propagandanın tam tersi etkiler yapabileceğini ve barındırdığı riskleri ortaya koyuyordu. Katliamın üzerinden 70 yıldan fazla geçti. Geriye hayalet bir köy kaldı. O zamandan günümüze kadar şöyle bir düşündüğümüzde İslam dünyasında sayısız katliam, acı ve trajedi yaşandı. Ve her olayda aynı mantık devam ediyor. Yaşananları dünyaya haykırmanın, acıklı betimlemeler ile paylaşılan görsellerin ve atılan ateşli nutukların süreci tersine çevireceğine inanılıyor. Ama şimdiye kadar hiçbir kamuoyu oluşturma çabasının herhangi bir katliamı durdurabildiğine ya da askeri üstünlüğü karşı taraftan bu tarafa döndürdüğüne şahit olmadık. Günümüzde özellik sosyal medyanın da hayatımıza girmesi ile daha büyük bir tehlike baş gösterdi: acının sıradanlaşması ve kalplerimizin taşlaşması. Suriye’den, Gazze’den, Doğu Türkistan’dan diğer mazlum coğrafyalardan yansıyan karelere bakın. Görmediğimiz bir şey kaldı mı? Can çekişen çocuklar, yıkıntılar içinde paramparça çıkarılan bebekler, yavruları kollarında son nefesini veren annelerin feryatları, daha sayamayacağımız birçok acı tablo. Her şey avucumuzun içinde, parmaklarımızın ucunda. Birbirimize yolluyoruz, paylaşımlar yapıyoruz, beğeniler topluyoruz. Peki değişen ne? Hiçbir şey maalesef...