İsmet Özel - Münacaat (Burak Can Uncu)

Опубликовано: 04 Октябрь 2026
на канале: Burak Can
313
13

İsmet Özel’in “münacaat” adlı şiirini seslendirmeye çalıştım.
SÖZLER:
Bu yaşa erdirdin beni, gençtim, almadın canımı..
ölmedim genç olarak, ölmedim, beni leylak
büklümlerinin, içten ve dışardan
sarmaladığı günlerde..
bir zamandı..
heves ettim gölgemi enginde yatan
o berrak sayfada gezindirsem diye..
ölmedim, bir gençlik ölümü, saklı kaldı bende..
Vakti vardıysa aşkın, onu beklemeliydi..
genç olmak yetmiyordu fayrap sevişmek için..
halbuki aşk, başka, ne olsundu hayatın mazereti..
demedim dilimin ucuna gelen her ne ise..
vay ki gençtim,
ölümle paslanmış buldum sesimi..

Hata yapmak
fırsatını Adem’e veren sendin.
bilmedim onun talihinden ne kadar düştü bana..
gençtim ben, ve neden, hata payı yok diyordum hayatımda..
gergin bedenim toprağa binlerce fışkını saplar idi..
haykırınca, çeviklik katardım gökyüzüne..
bir düşü, düşlere dalmaksızın kavrayarak,
bulutu kapsayarak, açmadan buluta içtekini,
tanıdım, Ademoğlu kimin nesiymiş,
ter döküp, soru sormak nereye sürüklermiş kişiyi..

Çeşme var, kurnası murdar..
yazgım,
kendi avcumda seyretmek kırgın aksimi.

Gençtim ya, ne farkeder deyip geçerdim..
nehrin uğultusu da olur, dalların hışırtısı da..
gözyaşı, çiğ tanesi, gizli dert, veya verem..
ne fark eder demişim..
bilmeden, farkı istemişim.
Vay beni, leylak kokusundan çoban çevgenine,
arastadan, ırmaklara çarkettiren dargınlık!
Yola madem,
çöllerdeki satrabı yalvartmak için çıkmıştım,
hava bozar, yüzüm eğik, giderdim yine..
yaza doğru, en kuduzuyla sürüngenlerin sabahlar,
yola devam ederdim.

Gençtim işte, şehrin o yatık raksından incinen yine bendim..
gelip, bana çatardı o ruh tutuşturucu yalgın,
onunla ben,
hep sevişecek gibi baktık birbirimize..
bir kez öpüşebilseydik, dünyayı solduracaktık.

Oysa, bu sürgün yeri, bu pıtraklı diyar,
ne kadar korkulu yankı bulagelmiş gizlerimizde..
hani yok burda yanlışı yoklayacak hiç aralık,
bütün vadilere indik bir kez öpüşmek için,
kalmadı hiçbir tepe, çıkılmadık..
eriyeydik nesteren köklerine sindiğimizce,
alıcı kuş pençesiyle uçarak arınaydık..
ah, bir olaydı diyorduk vakar da yoksanaydı,
doğruydu böyle, kan telef olmasın diye çabalamamız,
ama, kendi çeperlerimizi, böyle kana buladık..
gönendi dünya bundan istifade..
dünya, bayındırladı:
Bir yakış, bir yanış tasarımı beride..
öte yakada bir benî adem..
her gün küsülü kaldık..

Bunca yıl, bu gücenik macera beni tutuklu kılan..
artık, bu yaşa erdirdin beni anladım..
gençken, almadın canımı, bilmedim..
demek, gökten ağsa bile tohum, yürekten düşecekmiş..
çünkü, hataya bağışık, büyük hatadan beri nezaret yer,
çiğ tanesi sanmak ne cüret, gözyaşıymış..
insanın, insana raptolduğu cevher..

Şimdi, tekrar ne yapsam, dedirtme bana yarabbi..
taşınacak suyu göster, kırılacak odunu..
kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde..
bileyim, hangi suyun sakasıyım ya rabbelalemin..
tütmesi gereken ocak nerde?

Seslendiren: Burak Can Uncu
Müzik: Le Trio Joubran Masar

#ismetözel #münacaat #şiir