“Biz İslamiyetin, cemiyetimizde tatbikatına, ne kadar zevk ve incelik katmışız. Yıkanmamız bir eğlence, sünnet olmamız bir düğün, oruç tutmak bile bir zevk olmuş ve İslâmiyeti kendi an’anemize uydurarak ne kadar zevkini çıkarmışız…Bizim o kadar güçlü ve üzerlerinde asırların bize mal ettiği kuvvetli bir ananemiz vardır ki başka memleketlerin aşırma ve muzır olanlarına ihtiyacımız yoktur. Biz bunlarla bir millet olmuşuz ve bunların muhafazasıyle mevcudiyetimizi ve şahsiyetimizi koruyabiliriz. İşte bunlardan biri de bütün dünyanın hayran kaldığı mahyadır.”
Prof. Dr. Süheyl ÜNVER
Gönlümüzü ve ruhumuzu şenlendiren Ramazan ayına sayılı günler kala Osmanlı’ya başkentlik yapan şehr-i Stanbul, Edirne ve Bursa semâlarında bir hareketlilik başladı. Yaklaşık 50 yıldır mahya sanatıyla uğraşan ve ömrünü bu işe vakfeden Kahraman Yıldız, bu Ramazan da camileri, Türk İslam ve İstanbul sanatı olan mahyalarla donatmaya başladı.
Kahraman Usta ve ekibi, her yıl olduğu gibi bu yıl da Eyüpsultan Camii’nde Cuma namazı sonrası yaptıkları duayla ilk mahyayı astı. “Hacı Baba” dediği ve ona bu işin sırrını öğreten ustasını, Sultanahmed Camii’nin usta mahyacısı ve başmüezzini Hacı Ali Ceyhan’ı, Eyüpsultan’daki mezarı başında ziyaret etmeyi de ihmal etmedi.
Gündüz güneşin gece ise ayın nöbet tuttuğu İstanbul semaları, Kahraman Usta’nın devşirdiği yıldızlarla yazdığı mahyalarla aydınlanacak Ramazan boyunca. Gökyüzüne yazı yazan ve yaptığı işe ömrünü ve gönlünü veren Usta, klasik Osmanlı mahya sanatının ne yazık ki son temsilcisi…