TÜRK DÜNYASI TANIMI
Türk Birliği kavramı bütün Türk Dünyası'nda aynı anlaşılmamaktadır. Türkiye ve Azerbaycan gibi Batı'ya daha yakın Türk ülkelerinde güçlü bir birlik olarak anlaşılır. Rus işgalinde kalmış Türk ülkelerinde Rusya Çarlığı ve Sovyetler Birliği propagandası ile Türkiye'nin güdümüne, işgaline girmiş bir ülkeler birliği olarak tanıtılmıştır. Sibirya ve Orta Asya Türkleri gerçek bir Türk Birliği düşüncesini genel olarak henüz anlayamamışlardır. Bu da Rusya, Çin, İran gibi devletlerin politikalarına uygun düşer. Türk Birliği için Türk Dünyası'nı fikirde ayırmaya yönelik olduğundan büyük engel oluşturur.
Evet, ramak kaldı! Türk Devletler Birliği bugünden yarına ulaşılabilir bir hedef artık.
Küresel siyasetin baskıladığı paktlar zayıflıyor. Avrupa Birliği'nin kendi ordusunu kurma planı Nato'nun istikbaline gölge düşürdü. Asya'da dengeler değişti. Rusya ve Çin bölgeyi kuşatan iki kutup halini aldı. Afrika Birliği bile kısa zamanda büyük işler başararak sınır çatışmalarını çözdü, iç savaşları sona erme noktasına getirdi. Coğrafi gerçekler ekonomik, askeri, denizaşırı tüm emperyal hesapların üzerine çıktı.
Peki Avrasya ve Ortadoğu? Formülün iki bilinmeyenli denklemi!
Arap Birliği hayalinin çökmesiyle yeniden kaynayan kazana dönen Ortadoğu yangın yeri. Yalancı baharlarla sınırlar yeniden çiziliyor. Bırakalım şu ezber terennümünü artık; 40 yıla kalmadan tükenecek petrol için 100 yıllık hesaplar yapılmıyor. Küresel güç dengesinin tam ortasıdır Ortadoğu!
Türk Birliği kurulduğunda hemen ardından gerçekleşecek süreç Arap Birliği'nin ihyası olacaktır. Yani Türk Birliği, beraberinde İslam Birliği'ni tesis edecektir. Dikkat ediniz, bu kuvvetler aynı coğrafyayı paylaşan ve birbirleri ile savaşmak için hiçbir nedenleri olmayan, hatta birbirlerine ihtiyaç duyan unsurlardır. Avrupa Birliği, Arap Birliği, Türk Birliği, Rusya ve Çin. Bu denklem savaşları bitirecek, birbirini dengeleyen küresel güçler arasında kaçınılmaz bir ittifak meydana getirecektir.
Denklem çok açık. Avrupa, Çin, Rusya, kurulmak üzere olan Türk Birliği'ni yanında müttefiki olarak görmek istiyor.
Bir zamanlar ütopya olan, gerçekleşmesi için fethedilmesi gereken topraklar bugün bağımsız birer Türk Devleti, apaçık Türk yurdudur. Ve Türk Birliğinin gerçekleşmesi için atılacak bir imza yeterlidir. Kendi içinde bağımsız, uluslararası siyasette müttefik bir pakt pekala mümkündür, gerçekleştirilebilirdir.
Sanıldığının aksine, bu birlik kurulduğunda mukim kuvvetlerin desteğini yanına alacak, yeni ittifaklar için ilham ve fırsat olacaktır. Avrupa Birliği, Rusya, Çin ve kurulacak olan Türk Birliği, Asya'nın yeni müttefik kuvvetleri, küresel barışın mimarları olacaktır. Üstelik enerjisini yitiren Arap Birliği'nin güçlenmesine zemin hazırlayacak, ilham olacak, İslam coğrafyasında akan kanı da durduracaktır. Türk Birliği'nin kurulması yalnızca bu coğrafyanın "dış mihrakı" olan ABD'nin oyununu bozacak, okyanus ötesi emellerin sükutu hayali olacaktır.
*************************************
Küresel dengeler ve yaşadığımız yüzyılın gerçekleri önümüze bir senaryo koydu. Bu gerçeği görmezden gelemeyiz. Tarihin tezahürleriyle ayrı coğrafyalara savrulan, asırlarca tahakküm altında yaşana Türkler, yok olmamayı başarmış, bugün 7 bağımsız devleti ile tarihe yeniden yön verebilecek güce erişmiştir. Fay hattında sıkışan enerjinin açığa çıkması gibi, Bin Yıldır sıkışan bu güç açığa çıkmak üzeredir. Bir nehir gibi çağlayan Türk Milleti, emperyal emellerin önüne kurduğu köhne bentleri yıkmak üzeredir.
Peki Nasıl?
Çok açık ki; Türk Birliği'nin tesisi için itici güç Türkiye'dir. Kazakistan kendisini Türk Birliği'nin doğu ucu olarak görüyor, Azerbaycan Türkiye'nin gözünün içine bakıyor. Türkmenistan, Özbekistan ve Kırgızistan'ın bu akımın dışında kalması söz konusu bile değil. Bir kıvılcım. Türkiye'yi Türk Birliği masasına oturtacak bir inisiyatife ihtiyacımız var!
İşte o inisiyatif sensin, benim, biziz!
Unutmayınız ki; siyasete yön verecek olan milletin ta kendisidir. Türk Milleti istiyorum derse siyaset istikametini belirler. Türk Birliği'nin bugüne kadar gerçekleşememiş olmasının tek nedeni yeteri kadar yüksek sesle söylenmemiş, istenmemiş olmasıdır. Tek yapmamız gereken istemek, istiyorum demek.