Peki tüm bunlar ne demek? Artık doktorlara ve psikologlara güvenemeyecek miyiz? Tanılar rastgele mi konuyor? Aslında bunlara cevap verebilmek için deneyin sonrasındaki gelişmelere göz atmak gerek.
Rosenhan’ın deneyi psikoloji ve psikiyatri dünyasında şok etkisi yaratmıştı gerçekten de. Hatta birçok klinik, Rosenhan’a meydan okumuş; bir tanesi, kendilerine de sahte hastalar göndermesini talep ederek kendilerinin böyle hatalara asla düşmeyeceğini iddia etmişti. Rosenhan bu meydan okumayı kabul etmiş ve üç ay sonunda klinik, kendilerine gelen 193 hastanın 41’inin şüpheli, 19’ununsa “kesinlikle hasta olmadığını” raporlamıştı. Ancak bunun üzerine Rosenhan, aslında bu kliniğe hiç kimseyi göndermediğini açıklayarak psikiyatri dünyasını yeniden şoke etmiş ve bu tip ciddi hatalara bu kadar kolay düşebilen bir sisteme asla güvenilemeyeceğini söylemişti. Bunun üzerine psikiyatri hastanelerinde köklü değişiklikler yapılmış hatta Amerikan Psikiyatri derneği, Akıl Hastalıklarının Tanısı ve İstatisiği kılavuzunu tamamen değiştirmişti.
Ancak metnin başında sorduğum soruya dönecek olursak: Akıl hastaneleri, psikiyatri klinikleri, psikologlar ve psikiyatrlar güvenilmez mi? Tüm bu şok oluşlar silsilesini göz önüne alınca cevabınızın koca bir “evet” olacağını tahmin edebiliyorum.
İşte tam burada açıklanması gereken bazı gerçekler var. Birincisi deneyin sonuçların gerçekte olduğu gibi açıklanmamış olma ihtimali. Bu oldukça kuvvetli bir ihtimal çünkü sonradan yapılan araştırmalar Rosenhan’ın bazı bilgileri kırparak araştırma sonuçlarını çarpıttığına dair ipuçları sunuyor. Zira benzer metodoloji ve yöntemle yapılan takip çalışmaları da aynı dramatik sonuçları vermemiş.
İkincisi ise “Böyle bir durumda doktor gerçekten hatalı mı?” sorusu. Çünkü bir psikolog olarak bir gün gaipten sesler duyduğu için psikiyatriye başvuran bir hastanın ertesi gün birdenbire iyileşeceğine ben de kolay kolay inanmazdım ki deney sonuçlarına baktığımızda, tüm sahte hastaların, hele 1973 şartlarında, bana kalırsa abartıldığı kadar uzun sayılmayacak bir sürede, 7 ila 52 gün içerisinde taburcu edildiğini görüyoruz. Kaldı ki psikotik bir hastanın 7 gün içinde bile iyileşmesi, beklendik bir durum değil.
Evet, belki günümüzde böyle bir şeyin yaşanması ideal değil, hatta idealden çok uzakta. Ama bu deneyi şaşırtıcı kılan, bence dönemin şartları ve olayların gerçekleşme sırası olmuş. Siz ne düşünüyorsunuz?