Necm Sûresi
1, 2, 3. Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed) sapmadı ve bâtıla inanmadı; O, arzusuna göre de konuşmaz.
O (bildirdikleri) vahyedilenden başkası değildir.
5, 6, 7. Çünkü onu güçlü kuvvetli ve üstün yaratılışlı biri (Cebrâil) öğretti. Sonra en yüksek ufukta iken asıl şekliyle doğruldu.
8, 9. Sonra (Muhammed’e) yaklaştı, derken daha da yaklaştı. O kadar ki (birleştirilmiş) iki yay arası kadar, hattâ daha da yakın oldu.
10, 11. Bunun üzerine Alllah, kuluna vahyini bildirdi. (Gözleriyle) gördüğünü kalbi yalanlamadı.
12. O’nun gördükleri hakkında şimdi kendisi ile tartışacak mısınız?
13, 14. Andolsun onu, Sidretü’l-Müntehâ’nın yanında önceden bir defâ daha görmüştü.
15. Cennetü’l-Me’vâ da onun yanındadır.
*Sidretü’l-Müntehâ: Son ağaç, yâni yaratıklar âleminin son noktası demektir. Bundan ötesi Allah’ın gayb âlemidir.
*Cennetü’l-Me’vâ: Melekler, şehidler ve müttakî (takvâ sâhipleri) lerin ruhlarının barındığı yerdir.
Meal: Türkiye Diyânet Vakfı Yayınları / 86-A