Murad Özdemir Abdulkadiroğlu (Lina-Şiir)

Опубликовано: 10 Июнь 2026
на канале: Ansiklopol
322
17

Yüreğimin aşk mahkûmuyla cebelleşiyorum Lina.
Ben gözlerine, sen bedbahtlığıma maruz kaldın.
Ruhumu aydınlatan hayalini,
Yanaklarıma yapışan iki damla sükûnete üflüyorum Lina
Ben hasret ateşinin, sen gökyüzünün mavisine atıldın.

Ay üzerine çekmiş siyah yorganını
Karanlık aşikâr etti;
Çırılçıplak, küflü yalnızlığımı…
Gökyüzünden yıldızlarımı,
Dilek tutmak isteyen aklı amalar kopardı.
Bu gece Lina, yokluğunun soğuk çatısında
Sıcak sıcak eridi gönlüme umut mumları

Hurma ağacından topladım vuslat kokulu hayalini
Sımsıkı sardım gözlerime
Seni karşıma böyle suskun getirdi
Yalnızlığımda yürüyen şu derviş gece…
Ne mumlar tükendi ne yıldız düştü dileklerime

Zaman denen bir yaban düğüm atılmış boynumuza
Hiç saymadım, Kaç kere sabır ağacında,
astılar sevdamı akrep yel kovan arasında
Ben hasreti uzağa mahsus sanırdım Lina
Yanyana, göz göze de hasret çekmekmiş sevda
Dağları eritir, denizleri kuruturduk bize kalsa…
Ama kalbi taş bağlamış,
Şeddat ruhlu insanlardan Surlar döşenmiş aramıza…

O surların etrafında yürüyorum Yalınayak
Gökyüzünde aşıkların gözyaşı sığınak
Yüzümü bu sevdalar yıkadı böyle kanatarak
Korkarım sen değil bana bu surlar acıyacak.

Kitapların tozlu tarihlerinde arıyorum dermanımı
Ne kadar yürüdüm bu tozun arasında
Hangi sevdanın hikâyesine bıraktık adımızı
Asırlardan günler devriliyor yalnızlığımıza

Ben sensiz kaç yaşındayım?
Bu sevdaya bir ömür daha nereden bulayım?
Zühre diyorum Lina
Şu yorgun sabrıma ben de ondan takatini istiyorum
Tahir’in müşkülü,
Hasretimin mavi acısına kılıç vuruyor.
Ferhat’ın yıktığı herşamanın altında eziliyorum
Yetinmenin yetimliğini
Sığındığım kitapta seviyorum.

Suskunluğuma utangaçlık kefareti vuruldu
Artık ne yazsam yüreğine varmadan
karanlığa karışır oldu
Sessizliğin dua nağmeli boncukları avcumda
Nasipten başka saatim yok ki kolumda

Gözyaşı yağmurlarından oluşmuş
Âşıklar gölünden sesleniyorum.
Aşkın sırrı, gözyaşından akarmış
Bu sırrı sana anlatamıyorum
Sular sana haykıran sesimi yutmuş…
Sırrın Karanlık şiirine karışıyorum.

Neden bu kadar bulanıksın Lina
Yanağında duran şu benin karanlığında
Uyut sana susamış gözlerimi
Saçlarında saklanan rüyalarımı getir bana


İnsanın dünyadaki ilk acısı değil midir
Sevdiğinden koparılması,
Bu dünyanın duyduğu ilk dua değil midir vuslat edası
Kabul edilen ilk dilek değil midir aşkın duası


Gözümdeki serabını bu inançla saklıyorum
Tutup tüm sabrımı gözlerimle yıkıyorum.
Hansa’ya söyle bana da ağıt yaksın
Geceleyin yıldızlara uzatınca seni, adımı ansın
gözümdeki serabını tuzlu sulardan izliyorum.
Bu ilk ölümüme şiirleri seninle yazsın...

Kaybettim,
bulamıyorum aradıklarımı Lina
Neredesin diye sormak isyan olur mu hayalinin huzurunda
Seni soracak her adres, yüreğime nispet kapanıyor
Dua gibi aziz bir güç ile
Vuslatın gülistan bahçesinde dolaşıyorum çocukca
Sana bakmak ne aziz bir rüya…

Benim yüreğime gecelerden hasret emzirilir.
Kirpik uçlarımla savaşırım bu yokluğuna
Kalbime saplanan hıçkırıklarıma gülüşlerin serpilir.
İsmini fısıldarım kalkan olan ıslak yastığıma...

Dua gibi bir inat yapıştı avuçlarıma
Sana sabahlayacak vaktin bekçisiyim
Sanmaki sarhoşluk
Sanmaki acizlik
Sanmaki divaneyim

Say ki dualardan gökyüzüne yıldızlar diziyorum
Say ki güneşe yollar kürüyorum
Şiirler gibi derin derin dalmasın gözlerin...
Gözlerin, gözlerime ılık ılık esmesin.

Ağlayacak kadar utanıyorum bakınca yüzüne
Çocukluğuma dolu kervanlarla başlıyor hicretim.
Ayaklarım bir beton yığınında kalıplaştı geçmişimde
Yeşillerimi çaldılar diye ağlıyorum.

Yüzün el değmemiş Kitaplar kadar kırgın
Gidemiyorum Lina...
Bu nasıl yol, her adımı aynı noktada ayaklarımın
Tüm yola ekmek su olup kendimi böldüm.
Gitmek işte! hep böyle uzun bir yol...
Bu yolda giderken de en çok seni gördüm.

Adalet, kaç zulümlük hasret eder?
Şu hasretliğimden haberi olsa ne derdi Ömer?
Adalet gökyüzüne hapsedilen heybetli bir esir.
Artık ne Ömer ne Nuşirevan bu zulmü keser
Ü


Tüm güzel duyguları maviye sakladım
Acımı Göğe gömdüm, hayaline sardım
Belki de şu çok sevdiğin mavi
ateşte yanmış sevdaların rengidir.
Ömür unutamama zulmü de olsa
Bildim ki sadece unutmadıklarım benimdir.

Kapaklarını kalemimle kaldırdım
Artık şu gözlerim sen diye biriken acılarla aksın
Nergis çiçekleri topladım
Adalet gökyüzünde esir ise
Üzerimize sabırdan nergisler yağsın
Duyguların mavi kabristanı hatrına
Belki sende beni güzel hatırlarsın.