Elif Hırkası ||Şiir|| Murad Özdemir Abdulkadiroğlu

Опубликовано: 20 Март 2026
на канале: Ansiklopol
509
26

Gülüşünden Elif Hırkası ördüm.
Kalbimi dik tutsun diye üstüne örttüm.
Bu yağan kar, bu soğuk ateş, bu beyaz elveda...
Sensizliğin nişanesi bilip yüzüme sürdüm.
Gözlerinden ıslak bir dehliz şu karanlık.
Yürüdüm... Yürüdüm ışıksız, sahil sahil...
Seninle en çok bizi aydınlatmayan yarınların ışığından korkardık.
Bu zemheride yorulup kaybolmak da sana gelmeye dahil.
Henüz bir tanım yok aşkın...
Yaşayanlar da öldü.
Bir biz kaldık ortasında zamanın...
Bir seher, bir akşamüstü...
Anlaşılmayan birçok siyah kelimenin yalancısı sayıldık.
Oysa şu Karanlığa meyletmek de yolunda yaktığım bir kandil.
Biz konduğu daldan hiçbir bülbülü kovmadık.
Üzerine sevdamız tüneyecek gözlerini uzat bana gönlü deryadil.
Çiçekler sığınmış
Yanağındaki zeytin çekirdeği benine...
Abı hayat suyunu gözlerimden damıtıyorum
Yüzünde tüm çiçekler açsın diye.
En kötüsü, Şikayetlerimin sahipsiz kalmasıydı bu vakitlerde...
Sen öyle çok yoksun ki,
Artık ömürden çalan hırsız saatlere de aldırmıyorum.
Sabırdan sessizlik dalları yeşerdi gönlümde.
Sen masalların lale bahçesi...
Varamıyorum hiç bir niyetime...
Sen Tac mahalin şiir bahçesi...
Elim varmıyor yokluğunda
Sergilenecek hiçbir zenginliğe...
Sen sevdanın hangi kelimesine sığındın?
Bu yalnızlığım hangi kitabın?
Ben bu sevdayı kaç Elif uzatayım?
Bana ayna ol,
alnımda yazılanı sende okuyayım.
Kitaplar bizi görmeden, şiirler duymadan...
Şu vefasız yollara biraz daha sabır emzir.
Sevdamız büyüsün, kurtarsın bizi...
Yıldızlar kaymadan, başka dilek tutulmadan...
Bu hasret, kaderime yazılmanın sancısıdır Allah bilir...
İnan ki istersek şu dert bulanık aras ile
Kan kusmuş Kızılırmak yanyana gelir..
İyi bak uzaklara...
Uzaklar gönlümüz kadar...
Sevipte vuslata erenler, umutlarını bağlamış oralara...
Her köşesi çocukların ettiği masum dualar...
İnan...
Allah umut vaad etmeseydi uçmazdı kuşlar...
Unutma, Hasretin bize mutluluk borcu var.
Bu ne alnımıza yazıldıkça bizi ırak eden kitap
Bu ne acıtan nasip
Söyleyemediğin ne varsa al gözlerini karanlığa yaz.
Sana ırak olmak ne pinhan bir enkaz...
Bu unutulmamış ne kötü ayaz...
Seni yazan her kalemde bulurdum.
ben nasıl aciz kelime,
Sen nasıl kavi bir harfsin,
Kurtulayım diye kitaplara bağırıyorum.
Gözlerime gelip bir Anka kuşu saklandı
Kanatlarında feryadım kadar umut
Senin suskunluğun kadar kadar ateş vardı...
Hasretinden gönlümde efsaneler çoğaldı
İki renk avucumda: Mavi ve Kırmızı...
Bütün acılarımı anlatmak hangi harfe sığar?
Hangi harf şu kalbimin zulmetini ışıklarla sarar?
Alıyorum avazımı delen bütün sancılarımı
'B' harfinin içine sığdırmak geçiyor içimden.
Bismillah'a vardırmadan hiç bir başlangıçlarımı...
Bir Elif, kılıç gibi iniyor hayallerimin üzerinden...
Kirpiklerimle bağlıyorum mecruh umutlarımı...
İnceldim, yokluğunda korktuğum yerden...
Lanetliyoruz durmadan birbirimizi...
Ben, yanan mumlar ve tüm dilek ağaçları...
Şimdi bensiz büyütebilir misin göğe diktiğim tüm fısıltıları?
Doğan her bebeğin kokusuna sar bizi...
Kırkımız hiç çıkmasın hayal çalan yarınların sabahlarına...
Ne kadar koşsam da zaman asılmış ayaklarıma
Ben öyle savunmasız, öyle silahsız bir başıma...
Yalnızlığımı ılık sesinle yıkadım...
Gönlümde dualar, dilimde şiirler yaktım.
Ellerim suya düşmüş nice hayaller topladı...
İkimizin kirpikleri de ıslak...
Umutlar tutuşturdu yıllarımızı
Ve yine önce hayaller yandı..
Biz ayrı ayrı ağladık.
Oysa Yağmur karşılıklı yağardı.
Biz uzak uzak kurduk hayalleri.
Oysa dağlar uzak uzak yakınlaşırdı.
Ben kış güneşi bir müjde.
Sen Bahar Büşrası...
Ben yaktım soğukluğumla bütün sıcaklığı.
Sen ısıttın tüm çiçeklerin gülüşüyle...