Geceye hasret kalmışım
Ne tuhaf değil mi?
Sanki hergün, gün ağarmıyormuş gibi
Ne bileyim bazen vururya deli yüreğim deli dolu cümlelerime.
Hasret kalmışım gece karanlığında
Kendimle dertleşmeye.
Sil diyorum yine kendime, sil tüm geçmişi
İnadına mühür basıyor sanki
İnadına acıtıyor geçmemişler
Bitmiyor, geçemeyen sızılar
Kimlerdi minicikken tüm ışıklarımı söndüren?
Kimlerdi kendimi bana unutturan?
Kimlerdi hep uzak durmama sebep olan?
Belki hiç kimse!
Kaçıyorum herkesten en çokta kendimden.
Bedenimin olduğu mekanlara sığamıyorum.
İçimde bir burukluk
Huzursuzum
Her an telefon çalacak son dalımın da kırıldığı haberi gelecek diye ürkek ürkek dolaşıyorum
Belli etmiyorum kimseye
Bilmesin kimse içimi kemiren güveleri
İçten içte kemiriliyorum etten, kemiğime ta iliklerime...
Gözyaşları ayan oluncamı
Dövünüp yakınca mı ağlar yalnız insan?
Ben çoğu tebessümümde ağlıyor, kahkahamda haykırırcasına ağlıyorum..
Görebilene aşikar boğuluyorum gözyaşlarımda
Huzursuzum bugün
Ayrılık saati gittikce yaklaşıyor
Hadi git son parçam! acı çekme git
Ağrımasın tenin, sızlamasın yüreğin, zorlanmasın bedenin
Git canın dediklerine, özlediklerine
Öylece bırak git.
Bir kez olsun sarılmadan, saçlarımı okşamadan git..
Hep küserdim kendi dağlarıma, dağlarımın kulakları duymazdı
Duymasın, saçımı okşamasın, sarılmasın ama yaşasın ya yaşasın...
Gitmesin!
Gitme kanım, gitme canım
Sende gidersen hepimiz öksüz hepimiz yetim kalacağız.
Ölme! ne olur ölme...
Son üçe bir, bire onbir kala
Sende ölme!
HüzNÜN SoN SıRrı