RABLA SOHBET
Rab’la sohbet edilir mi ?
O, isterse neden olmasın...
Yağmura seslenip , toprağa aşk bağlayıp,
Başakları , rüzgarda savurup , rızık veren ...
Duymaz mı yarattığını?
Kırk bilmecenin biri değil miyim?
Bilmecesini çözmeye çalışan.
Mesele inanmak / inanmamak değil,
Mesele, kendini bilmek .
Tenimi parçalara bölüp,
Parçalarımı sana bağlayan, o değil mi ?
Dönerken etrafımızda ,
Sabrın çeşmesinde, şerbeti tadan ben değil miyim?
Sağır/ kör/ topal / kötürüm, kim görüyor,
Bilsin ki özür kendinde var .
Saf saf dizilmiş varlıklar, Soruya cevap veremez mi?
Onların ne gizlediğini, bilen / bilmez mi?
Bütünü yarıya bölüp, kainat haritasını,
İki bedende yaratan, tek bedeni görmez mi?
Diz çökülürken, bilgeler otağında, ateş son mevsim...
Dilini bilmediğin çakılı, nasıl dinlersin ?
Ses veren su ‘ yu , kükreyen semayı bilmezsen dilini,
Nasıl bilirsin kendini ?
Aşkın kadehine kalemi sokup, yazan kaderi ...
Mühürlediğin gözlerde, karanlıklar aydınlığa ererken ...
Gün ışığında, dalan karanlığa gözleri sen vermedin mi ?
Çirkini/ güzeli, iyiyi / kötüyü var ederken ,
Varlığımı savuran kudret, toza toprağa dağıtırken,
Hücrelerim savruluyor, ateş çemberinden dönerken,
Gözlerimdeki mühür, bir bir açılıyor.
Amalar bilmez mi konuşmayı, bir dil yeter mi?
Dilin söylerken ihanetin büyüğünü, kulağın duymaz mı?
Kükreyen gönül, mabetleri yıkarken, yıkılan mabet mi?
Yedi çembere dolanmış gönül şehri, kapıları nerede?
Anahtarın olsa neye yarar , içine girmedinse...
Yüz vurup toprağa, iki kadehin arasında sıkışıp,
Saçlarını cehennem ateşinde yıkayıp ,
Parmaklarının hücrelerini, ateş sularına daldırıp/çıkarıp,
Ama olsan / dile gelsen konuşsan,
Neye yarar bilmezsen kendini.
Ağır gelir insanın bedeni kendine.
Rapla Sohbet / ogün orpars
#ogunorparssiirleri