"Ben hasta bir adamım... Huysuz bir adamım. Gösterişsiz bir adamım ben."
Dünya edebiyatı, bu kadar nefret dolu ama bu kadar haklı bir girişle çok az karşılaşmıştır. Yeraltı Adamı, toplumun dışına itilmiş değil; toplumu ve onun tüm sahte iyimserliğini reddederek kendi isteğiyle o karanlık çukura inmiş biridir. O, hepimizin içindeki o "susturulmuş" sestir.
Modern dünya bize mantıklı olmamızı söyler. Bilim, iki artı iki eşittir dört eder der ve itiraz hakkı tanımaz. Ama Yeraltı Adamı bağırır: "Peki ya canım iki artı iki eşittir beş demek istiyorsa?"
Ona göre insan, sadece bir "piyano tuşu" veya bir "logaritma cetveli" değildir. İnsan, kendi özgür iradesini kanıtlamak için, sırf kendi istediği için aptalca davranmayı, acı çekmeyi ve düzeni bozmayı seçebilir. Çünkü insanı insan yapan şey mantığı değil, o dizginlenemez ve bazen de yıkıcı olan iradesidir.
Yeraltı Adamı, hayata karışmaya çalıştığı her an bir felakete imza atar. Eski arkadaşlarının yemeğine davetsizce gider, aşağılanır, intikam almak ister ama sonunda sadece kendini küçük düşürür.
Onun trajedisi, herkesten daha zeki olduğunu bilmesi ama bu zekanın onu eyleme geçmekten alıkoymasıdır. O, "düşünen bir adamın hiçbir zaman bir şey olamayacağını" kanıtlayan canlı bir abidedir. Liza’ya uzattığı o sahte şefkat eli bile, sonunda kendi acizliğinin altında ezilir.
Yeraltı, fiziksel bir yer değildir; bir ruh halidir. Kendi bilincinin labirentlerinde kaybolmuş her modern insanın sığınağıdır. Şimdi, o rutubetli odadan yükselen, her notası bir öfke kıvılcımı olan o son sesi dinleyelim...
Hasta bir adamım, ciğerimden yaralı
Ruhumun her köşesi, tozlu ve karalı
Sizin o düzgün dünyanız, bana bir hapishane
Deli deyin isterseniz, bu sadece bir bahane.
İki kere iki dört, peki ya sonrası?
Kalbimde sızlayan, o düşünce yarası
Yeraltı derin, yeraltı dar ve kuytu
Benim varlığım, sizin o sahte uykunuzdu.
Bir ayna kırdım, bin parça oldu yüzüm
Ne bir sevda kaldı bende, ne de bir çözüm
Duvarlara çarptıkça büyüdü bu kin
Ben dürüstçe sustum, siz yalanla sevin.
Siz dışarıda yaşayın o parlak yalanı
Ben burada kucaklarım, benden geri kalanı.