Paris. Aşıkların şehri, ışıkların başkenti... Sokaklarında romantizmin aktığı, herkesin bir film karesinde gibi hissettiği o rüya şehir. Ama bu hikayede, o ışıltılı Paris’in değil; gökdelenlerin gölgesinde kalan, görülmeyen, duyulmayan öteki Paris’in sesini duyacağız.
Yıl 2013... Adı Adila Sedraïa. Ama biz onu, dünyanın çocuğu anlamındaki sahne adıyla, Indila olarak tanıyoruz. Cezayir, Kamboçya, Mısır ve Hindistan kökenli bir ailenin kızı. Paris’in o meşhur turistik pazarlarında turist rehberliği yapıyor, insanlara hayran oldukları bu şehri gezdiriyor. Ama o kalabalıkların içinde, o, kendini hep bir yabancı, bir "fazlalık" gibi hissediyor.
Hal böyleyken, içinde kopan fırtınaları bastırmak için tek bir şeye sığınıyor: Müziğe. Ama yazdığı sözler, sıradan bir aşk acısından çok daha derindi. O, Paris’in gri sokaklarında var olma savaşı veren, hor görülen, "sen buralı değilsin" bakışlarına maruz kalan bir göçmenin sessiz çığlığını yazıyordu.
Ve bir gün, o sessiz çığlık, "Dernière Danse" yani "Son Dans" adıyla bir şarkıya dönüştü. Şarkı bir anda tüm dünyada patladı. Radyolar, kulüpler bu şarkıyla inliyordu. İnsanlar ritmine kapılıp dans ediyordu ama çok azı, o neşeli gibi duyulan melodinin altındaki acı itirafı duyabiliyordu.
Oh ma douce souffrance Ey benim tatlı ıstırabım... Neden bu kadar uğraşıyorsun, neden tekrar başlıyorsun? Ben sadece önemsiz bir varlığım...
Şarkının o meşhur nakaratında Indila aslında bir sevgiliye değil, ona kapılarını kapatan o şehre, o kadere, o sisteme sesleniyordu.
Tam o anlarda, klibinde de gördüğümüz o metafor devreye giriyor. Şehirde bir fırtına kopuyor, herkes kaçışıyor. Ama o, kaçmıyor. O fırtınanın, o kaosun tam ortasında duruyor ve gökyüzüne bakıp şarkısını söylüyor.
Gökyüzünü, geceyi ve gündüzü yerinden oynatıyorum Rüzgarla, yağmurla dans ediyorum Biraz sevgi, bir tutam bal... Ve dans ediyorum, dans, dans, dans...
Bu "dans", bir eğlence değil dostlar. Bu bir başkaldırı. "Siz beni görmezden gelseniz de, beni yok saysanız da, ben buradayım ve acımla dans ediyorum" demenin en zarif yoluydu. O "önemsiz varlık", şarkısıyla tüm o önyargıları yıktı ve sesini tüm dünyaya duyurdu.
Dernière Danse, sadece bir pop şarkısı değil; Paris'in arka sokaklarında kaybolmuş, kimlik arayan, dışlanan ama yine de umudunu kaybetmeyen o "küçük" insanların devleşen hikayesidir.
Bize şunu fısıldar: Bazen hayat üzerine fırtınalarla gelir. Herkes kaçar, herkes saklanır. Ama sen... Sen o fırtınayla dans etmeyi öğrenirsen, işte o zaman o fırtınanın efendisi olursun.
Teşekkürler
Video: ArtHouse Studio: https://www.pexels.com/tr-tr/video/tu...
Video: Mikhail Nilov: https://www.pexels.com/tr-tr/video/me...
/ ahmetalhasengun
/ notalarin.izinde
/ ahmettalhasengun2