Beni garajın duvarına yasladığında bileğimi hala sıkıca tutuyordu, parmak izlerinin çıkacağını düşünmüştüm ama bundan çok canımı yakıyordu, gözlerinde ki karanlık öfke ile bana bakması bana güvenmemesi beni kırıyordu...
"Ben sana o piçlerin yavşamasına izin verme demedim mi?!" diye dişlerini sıkarak konuştu, nerdeyse sesi duyulacaktı gerçekten korkutucu olmaya başlamıştı.
"B-ben... öyle bi şeye müsade etmiyordum ki-" dememle bileklerimi başımın üzerinde birleştirerek dibime kadar girdi. Pantolonunda ki şişlik kızlığıma değiyordu ve bu nerdeyse ağzımdan bir inleme kaçırmama sebep oluyordu.
"Bundan emin misin? Çocuk nerdeyse içine düşecekti!" sıcak nefesi yüzüme çarptı dudaklarımızın arasında sadece bi milim mesafe vardı.
Dudaklarını dudaklarıma bastırıp beni sertçe öpmeye başladı. Nefes alamazken ona karşılık vermeye çalışıyordum. Sanki ona ait olduğumu kanıtlamak istercesine öpüyordu dudaklarımı. Dişlerini alt dudağıma geçirdiğinde küçük bir acıyla inledim. Alt dudağımı kanatmıştı.
Yavaşça geri çekilirken ve gözleri kararlı bi şekilde bakarken nefes nefese fısıldadı, "Parti bittikten sonra geliyorsun." sesi net ve itiraz belirtmez tondaydı. Benden uzaklaşırken onun arkasından bakıyordum, parti ancak geceye doğru biterdi ve anneme belli etmeden tekrar nasıl geri gidecektim bunu düşünüyordum.
Hiçbi şey belli etmemeye çalışarak bahçenin o kısmından ayrıldım ve etrafa bakındım Jungkook çoktan gözden uzaklaşmıştı. Herkes yavaş yavaş dağılmaya başlıyordu saate baktığımda 11 olduğunu gördüm.
Minsu gülerek arkadaşlarına veda ediyordu, iyi vakit geçirmiş gibiydi. Ben de çıkmak üzereydim ve beni durdurup sarıldı.
"Teşekkürler Y/n, geldiğin için." diyip sıcak bi şekilde gülümsedi.
Ben de gülümsedim. "Ne demek. Yeni yaşın kutlu olsun tekrardan." diyip yanaklarına öpücük kondurdum ve ordan ayrıldım.
Eve ayaklarımı yorgun bir şekilde ilerleterek vardığımda anahtarı çıkardım ve topuklu ayakkabılarımı çıkardım. Annemi rahatsız etmemek için sessiz bi şekilde odama çıktım.
Odama girip kapıyı kapadığımda kendimi direk yatağa attım. Yumuşak yatağın vermiş olduğu hisle bi an gözlerimi kapattım ve aklıma direk olanlar geldi. Jungkook'un simsiyah gözleri beni içine çekiyordu. Bana vermiş olduğu his benzersizdi.
Yatakta diğer tarafa dönüyordum ki telefonuma gelen bildirim sesi ile elime aldım ve baktım. Jungkook mesaj atmıştı.
'Bekliyorum'
Birkaç saniye heyecanla düşünüp mesaja cevap verdim.
'Geleceğim, bekle'
Odamın kapısını açtım ve annemin odasına gittim. Derin bir uykuda olup olmadığını kontrol etmem gerekiyordu. Kapının kolunu indirdim ve ona baktım. Her zaman ki o bilindik derin uykusundaydı rahatça odama geri döndüm.
Üstüme rahat bir şeyler geçirdim. Bir tayt ve salaş tişörtümü. Sessizce aşağıya inip sandaletimi giydim ve çıktım.
Jungkook'un kapıda bekleyeceğini sanarken ondan gelen mesajla kaşlarımı çatmıştım.
'Havuza gel'
Evin bahçesine girdim ve diğer tarafı dolandım. Ordaydı. Havuzun içinde arkası dönük bir şekildeydi, üstü çıplaktı ve sırt kasları muhteşem görünüyordu.
Kalbimin yeniden heyecanla çarptığını hissettim. Onu her gördüğümde ya da her ilişkiye gireceğimizi bildiğimde oluyordu bu.
Yanına vardım ve gözlerini anında bana çevirdi. Siyah gözleri gecenin ışığında ve suda daha da parlıyordu. Bana bu akşam olanların sorumluluğu bana aitmiş gibi hala keskin bir bakış ile bakıyordu.
Ürperdiğimi hissettim.
"Ne bekliyorsun? Hadi, üzerini çıkar." Sesi ifadesiz, bakışları soğuktu.
Bi süre gözlerinin içine baktıktan sonra yavaşça eğildim ve taytımı bacaklarımdan sıyırmaya başladım. Bakışları pür dikkat bendeydi. Çıplak kalan bacaklarıma baktı ardından küçük kumaş parçasına.
O noktaya bakışları takılı kaldığında eriyecek gibi oluyordum. Onu da çıkarmamı işaret eden bi bakış attı ve onu da sıyırıp bacaklarımdan attım. Açlıkla bakıyordu.
Üzerimdekileri de çıkarıp havuzun soğuk suyuna girdiğimde Jungkook beni bacaklarımdan kavrayıp kucağına çıkarmıştı. Bacaklarımı beline doladım ve ellerimi boynuna sardım.
"Bana hala kızgın mısın?" diye usulca sordum. Gerçekten de artık bu konunun kapanmasını istiyordum.
Bi süre gözlerime baktı ve, "Kızgınlığımın geçmesini istiyorsan bazı şeyleri yapmalısın." diye sakin bir ses tonu ile karşılık vermişti.
Ne istediğini tahmin edebiliyordum. Pekala bu oyunu o istemişti.
|devamı yorumda|