Uyandığımda başımda keskin bi ağrı vardı. Gözlerimi ovuşturdum ve bana yanlış gelen bi hisse kapıldım. Yatağa göz gezdirdim, çarşaflar beyazdı ve çift kişilik bir yataktı. Bu benim yatağım değil! O zaman neredeyim ben?!
Çarşafı üstümden atıp hızla kalktım ve kapıyı açtım. Tabii ya! Burası... Bay Kim'in evi. Beni dün gece getirmişti tek hatırladığım buydu.
Merdivenlerden indiğimde mutfakta oturup kahvesini yudumlayan ve bir yandan da elinde ki gazeteye göz atan Bay Kim beni fark edince bakışlarını bana çevirmişti.
"Y/n hanım, ben de ne zaman uyanacağınızı merak ediyordum."
"Yaa öyle mi?" demiştim, ukala bir tavırla.
"Hazırlan okula gidelim hala vaktin varken acele etsen iyi olur."
"Önce neden dün beni bardan alıp kendi evinize getirdiğinizi izah etseniz hocam"
Hocam dediğimde garip bir şey demişim gibi bana bakmıştı sanki
"Evde seni merak edecek bir ailen yok nasılsa ben de bi kere ağırlayım seni dedim ne var bunda?"
Bu bir açıklama mıydı? Annem ve babamın o gün trafik kazasında öldüğünü biliyordu ama... yarama tuz basmak zorunda mıydı sanki
"Çok saolun gerçekten ya" diyerek atarlı bi şekilde merdivenlerden geri yukarı çıktım ve odanın kapısını kapadım. Boy aynasından bakarken bi parça buruşmuş olan gömleğimi ve eteğimi düzelttim okul kıyafetlerimle yatmıştım resmen.
Bay Kim'le ikimizde hiçbi şey demeden çıktık. Haliyle yürüyerek gidecek değildim arabasına bindim ama okulun orda bizi beraber görecekler diye endişelenmiştim yanlış anlamalarını istemiyordum. O yüzden okula varmadan bi sokak öncesinde inmeliydim.
Okula yaklaşırken, "Hocam ben şimdiden ineyim"
Bay Kim, şaşırmış bi şekilde "Neden?" diye sormuştu.
"Çünkü yanlış anlayabilirler hocam ondan, sizce neden olabilir"
"Benim için problem değil ne düşündükleri ama sen bilirsin." diyip arabayı durdurdu ben de indim.
'Adama bi teşekkür bile etmedin' diyen iç sesime hak verdim. Sonuçta o sarhoş halimle eve zor giderdim ve o beni ağırlamıştı.
Bazen düşüncesizlik ediyor olabilirdim.
Okula devamında yürüyerek vardığımda herkes daha yeni sınıflara dağılıyordu.
Bugün Bay Kim ile hiç dersimiz yoktu.
Sıkıcı bi günün sonunda daha kitaplarımı çantama yerleştiriyordum ki Yujin'in sorusuyla ona döndüm, gün boyu beni soru yağmuruna tutmuştu.
"Yani Taehyung hocanın seni yatağa taşıyıp taşımadığı hatırlamıyorsun?"
"Off dedim ya hatırlamıyorum işte Yujin!" diye ters bi tavırla konuştuğumda başını yalandan bi tavırla önüne eğmişti.
Tam sınıftan çıkıyordum ki telefonum çalmıştı, abim arıyordu.
O yurt dışında okumuş ve yurt dışında şirket sahibi olmuştu. Ailemizin en akıllısı ve biriciği oydu. Annem ve babamın ölmesiyle işine bir süre ara verip üç ay benimle kalmıştı ama onu görmeyeli ve bi tanecik kardeşini bi başına bırakalı iki sene olmuştu.
Hevesle telefonu açtım. (abisinin adı Kai) "Y/n, güzelim nasılsın?"
"İ-iyiyim abi, sen nasılsın?" diye sormuştum boğazım düğümlenmişti bi an sesini duyunca...
"Ben de iyiyim ama seni görünce daha iyi olacağım. Seni gerçekten çok özledim kardeşim ve şuan okulun önündeyim seni bekliyorum." dediğinde sevinçten yerimde duramayarak,
"Gerçekten de mi?" diye sormuştum ve hemen sınıftan çıkıp onu görmek için gözlerimle kalabalığı taradım.
Ve onu gördüğümde etrafımda ki diğer şeyler önemsiz gibiydi yüzümde kocaman bir gülümseme ile ona koştum ve kollarımı sıkıca boynuna doladım.
"Dur deli kız, boğacaksın beni!" diyip kıkırdamıştı o da bana sıkıca sarılırken.
Geri çekilip omzuna hafifçe vurdum, "Sen boğulmazsın ancak ben boğulabilirdim bu kaslı kolların arasında."
Birbirimizle eski günlerde ki gibi şakalaşırken ve gülüşmelerimiz havada uçuşuyorken Taehyung hocanın bize doğru sinirli bir şekilde adımlamasını izledim...
~
Sınır;
80 beğeni
120 abone
😘♥️