Takıntılı öğretmenim| Kim Taehyung • 7 {smut seri} ~🔞! açıklamada

Опубликовано: 11 Июнь 2026
на канале: bwl dionysus taelita
10,353
339

Göz yaşlarım görüşümü engellerken attığım adımların ne kadar hızlı olduğunun farkında değildim. Sadece önümü görebilmek için elimin tersiyle göz yaşlarımı siliyordum ardından yenileri akıyordu.

O kız kim oluyordu! Neden onu savunmuştu!? Anlamıyordum. O yelloz resmen bana sürtük demişti hem de kendisi sürtükken! O tokadı hak etti ama Taehyung beni engelledi...

Üstelik bana oldukça sert bakmıştı.

Kalbimi kırdı hayvan herif. Acımasızca. Pisliğin tekiydi!

Ona güvenmemeliydim. Kalbime aldanmıştım işte.

O zaman neden beni sıkıştırıp öpüyordu, neden bana önem veriyormuş gibi davranıyordu...

Onu seviyordum. Her ne kadar ona kızgın olsamda onu seviyor, ondan nefret etmiyordum.

Edemezdim de.

Yağmur bastırdığında akşam oluyor, güneş çöküyordu. Tam bu renkte gökyüzü çok güzeldi ama kalbim acıyordu.

Bir kaldırımda öylece durdum, yağmurun göz yaşlarımla birlikte akarak beni ıslatmasına izin verdim.

Üşümeye başlıyordum. Ta ki gözlerim birden kapanıp her yer kararana kadar...

...

"Y/n! Y/n, aç gözlerini güzelim." Gözlerimi yavaşça açarken abimin sesini duymamla evde olduğumu anladım. Odamda, yatağımdaydım. Endişeli yüzü tam önümdeydi.

"A-abi."

"Dudakların kurumuş su vereyim," diyip masada ki suyu aldı ve sırtımdan destek olarak bana onu içirdi. Gerçekten de çok susamıştım, kana kana içtim.

"Abi ne oldu bana?"

"Ah benim salak kardeşim. Hatırlamıyo musun birde? Senin için ne kadar endişelendim haberin var mı!" İlk baş tatlı tatlı konuşsada sonda ciddileşmesiyle kendimi suçlu hissetmiştim.

O kızı, Taehyung'un beni durdurmasını, göz yaşlarımı ve yağmurda yürüdüğümü hatırlıyordum ama sonrasını hayır.

Abim düşünceli halimi görünce, "Ah, Y/n. Okuldan öylece çıkmışsın, müdürün beni aradı herkes senin birdenbire ortadan kaybolduğunu söylemiş telaşla seni aramaya koyuldum neyse ki Suga abin de yardım etti, o olmasaydı seni bulmam biraz zordu."

Anlattıklarını dinlediğimde oldukça şaşırdım. Ama tek bi cümle çıktı ağzımdan.

"Suga abim mi?"

"Evet," demişti. "Uzun süre görüşmemiştik sayende onu aramam gerekti." Ardından elini alnıma götürdü ve ateşimi kontrol edercesine baktı.

"Y-yani ne olmuş.."

"Bayılmışsın, Y/n. Anladın mı?" dedi sert bi şekilde.

Benim için ne kadar endişelendiği yüzünden okunuyordu. Gerçekten bencilce davranmıştım, ya beni bulamasalardı? Hem nasıl bulmuşlardı.

"Peki beni nasıl buldunuz?"

Derin bi nefes verdi. "Sorma. Okulun civarında seni aradım sonra olmadı Suga abine haber verdim yağmur başladığı için onun arabası ile arıyorduk, insanlara seni tarif ettik ve sonra seni köşenin orda baygın bi halde buldum aklım çıkıyordu, Y/n." sesi tavırlıydı.

"Peki Suga abi sana nasıl yardımcı oldu?"

"O olmasaydı, sakinleşemezdim Y/n. Ve sakin kalmasaydım seni bulmam zorlaşırdı."

Bi süre onun bakışları altında suçluluk duygumla sessiz kalmıştım.

"Sahi Y/n, neden yaptın böyle bi şeyi?" diye kaşlarını çatarak ciddiyetle soran abime tam tereddütle ağzımı açıp cevap verecektim ki kapı çaldı.

"Ah, geldiler."

"Kimler?"

"Suga abinler."

Merakla kaşlarımı çattım başka kimlerdi? "Bu konuyu sonra konuşacağız küçük hanım." Abim kapıya bakmak için gittiğinde düşünüyordum.

Suga abi, abimin liseden arkadaşı ve onu bi iki kez görmüşlüğüm var. Abim yurt dışına gittiğinden beri birbirleriyle görüşmemişlerdi.

İyi biridir, onunla tekrar karşılaşmış olucaz ama beni bu halde bilmesini istemezdim.

İçerden birkaç erkek gülüşme ve konuşma sesleri geldiğinde üzerimde ki örtüyü kaldırıp, yanlarına gidecekken abim zaten seslendi.

"Gel bakalım küçük, abinlere hoş geldin de." abimin sesi şimdi neşeli çıkıyordu. İçimden gözlerimi devirdim, ah şu erkekler arkadaşları olunca nasıl da seviniyorlardı.

Saçlarım dağınık topuz, altım pijamalıydı ama yine de yüzüme tüm bu kalp acıma rağmen bi gülümseme kondurdum.

İçeriye girdiğimde dört tane taş bana bakıyordu.
Suga abiyi hemen tanıdım ve elimi uzattım. "Hoş geldin, Suga abi. Hoş geldiniz." O da elimi sıkarken kedilerinkine benzer o bilindik gülümsemesinden atmıştı.

"Hoş buldum, küçük. Ayaklanmışsın bakıyorum da." dedi manidar bir tonla.

Mahçup bir şekilde gülümsedim. Bir şey diyemezken diğer tanımadığım üçünün bana göz gezdirdiğini fark ettim, yanaklarım kızarmak üzereydi.

Elini omzuma koydu ve, "Bir daha abini ve hepimizi meraklandıracak şeyler yapma. Senin için çok korktu ben de korktum." demişti gerçekten de yüzü ciddiydi.

|devamı yorumda|