Sınır dolmadı ama yine de attım, iyi okumalar.
...
Daha fazla onların fingirdeşmesini izleyemedim ve gözlerim dolu bir şekilde hızlıca lavaboya koştum.
Lavaboya girip kapıyı kapattığımda kısaca etrafıma bakındım başka bi kız yoktu, tuvaletin kapıları da açıktı. Gözyaşlarımı anında serbest bıraktım. Hıçkırarak ağlarken yine de sesim duyulmasın diye elimle ağzımı kapayıp dinginleştirmeye çalıştım.
Hem... hem bana davranışları beni seviyor gibi davranıyor hem de başka kızla mı fingirdeşiyor şerefsiz!.. Ne alçak, ona güvenmemeliyim. Zil çalana kadar ağladım ardından hemen peçetemi çıkarıp ağzımı, gözümü, burnumu sildim ve peçeteyi çöpe fırlatıp soğuk yüz ifademle tuvaletten çıktım.
İkinci ders dalgın halim ve solgun yüzümle geçmişti. Öyle ki hocanın sesi kulağıma boğuk bir mırıldanma halinde yayılıyordu... Yujin ne olduğunu sormadı bile çünkü bahsetmediğimi biliyordu.
Teneffüs çaldığında öfkeyle dersten beri elimde oynattığım kalemi nerdeyse kıracak kadar sıktım. Onu görmeye hazır değildim, görmek istemiyordum. Bir de ben hiçbir şey bilmiyormuşçasına bana güzel davranırsa ağzının ortasına çakabilirdim, kendimi zor tutmak istemiyordum.
Teneffüste hiç dışarı çıkmadım sadece beni ne kadar kırdığı ve öfkelendirdiği vardı aklımda. O kızı da bi göriyim bi ara sıkıştırıp yolucaktım... da yüzünü görememiştim arkadan benzetip anlamaya çalışırdım artık. O kim oluyo ya benim yakışıklı-
Düşüncelerimi bölen Taehyung hocanın çoktan sınıfa gelmiş ve sesli bir şekilde öksürerek bana varlığını belirten bir bakış atmasıydı. Gözlerim ona takıldı.
Aslına bakarsak herkes nerdeyse sınıfa doluşmuştu ama ben o kadar dalmıştım ki...
Herkes ayağa kalkmışken bi tek ben kalkmamıştım. Taehyung hoca bana sinirli bir şekilde bakıyorken, diğerleri çaktırmadan şaşkınlıkla, Yujin ise napıyosun dercesine bakıyordu.
Herkes benim kalkmamı bekliyor gibiydi anlaşılan, sinirimden bilerek uyuz hareket ederek istemeyerek kalktım ve ona gıcık bi gülümseme verdim.
Taehyung, "Oturabilirsiniz." dediğinde masaya geçerken de gözlerini benden ayırmadı, sinirli bakıyordu. Sinirlenince ne kadar pisleştiğini biliyordunuz. Piç herif. Burda sinirlenmesi gereken bendim.
Dersi işleyene kadar geçen sürede o anlattı, ben ise onu duymak bile istemedim. Başımı sıraya koyup ondan diğer tarafa çevirmek istedim ama bunu yapsaydım çok kötü şeyler yapardı...
Ders süresince gözü her anlatıp sustuğunda bende oluyordu. Sanki neyim olduğunu çözmeye çalışır gibiydi. Ama a-a, ona kırgındım.
Sonunda zil çaldığında herkes yine savaşa gider gibi toplanırken ve hayvan gibi çıkarken ben ise direk başımı ondan çevirdim ve kitaplarımı çantama koydum.
Birden önümde belirmişti, masama iki elini de koyarak bana doğru eğildi. "Ne oldu?"
Cevap vermeden çantamla ilgilenmeye devam ettim.
"Ne oldu?" diye sinirle tekrar etti bu defa, cevap vermemem onu sinirlendirmişti.
Hala cevap vermedim tam kalkacaktım ki sinirle kolumdan kavrayıp beni ayağa kaldırdı zaten. Ağzımdan acıyla bir inleme çıkmıştı. Hızla kapıyı kontrol etti ve beni kendine çekti.
"Neden cevap vermiyorsun?!" diye gürlediğinde itiraf etmeliyim ondan korkuyordum.
Beni çoktan akıllı tahtaya yaslamış kendiside arada boşluk kalmayacak şekilde beni arasında sıkıştırmıştı.
Dudaklarıma aniden yapışmasıyla afalladım ama onu itmeye çalıştım ama hayvan gibiydi asla milim kıpırdamıyordu.
Çok güzel öpüyordu maalesef karşılık verdim. İkimizde birbirbimize olan öfkemizle öpüşüyorduk.
Nefes nefese dudaklarını ayırdığında birkaç saniye soluklandık ve gözlerini gözlerimden ayırmadan, "Bana neden dersin başından beri birdenbire böyle davrandığını anlatacak mısın bebeğim?" diye usulca sorduğunda öfkem yine yüzeye çıktı ve sinirle konuştum.
"Öğretmenler odasında seni o kızla gördüm! Tamam mı!? Bu işte! Ne olucak!? Ne yaptığınızı gördüm!" dememle şaşkınlıkla bana baktı.
"N-ne kızı, ne görmesinden bahsediyorsun?" Bilmemezlikten geldiğini anlamamla kalbim daha da kırılıyordu.
"Ya hala inkar ediyosun! Nasıl güldüğünüzü gördüm ya da o küçük sürtüğün nasıl bacağını senin bacağına sürttüğünü ve senin hiçbir şey yapmadığını!" sesim oldukça yükselmişti ve usulca cevap vermesini bekledim.
Tam cevap verecekti ki, kapı açıldı ikimizde o tarafa baktık. "Selam hocam, pardon yani hayatım bakmanı istediğim bir soru... var..." derken sesi sonlara doğru bizi o şekilde görmesi ile alçaldı ve şaşkınlığa uğradı.
Aynı şekilde ben de uğramıştım.
|devamı yorumda|